Reklam


Dürüstlük ile ilgili kompozisyon

Sadakat,kelime olarak; Doğruluk ve dürüstlük üzerine kurulmuş samimi ve sağlam dostluk, içten bağlılık ve gerçek dostluk kalb doğruluğu, samimiyet ve ihlas anlamında bir İslâm ahlakı terimi Doğru olmak, sözünde durmak ve sözünü yerine getirmek anl—– gelen sadaka (sa-da-ga) fiilinden türemiş bir isimdir(İslam Ansiklopedisi)
Doğru muamelede bulunmak, sıdk ve ihlâs ile dostluk etmek, herhangi bir kişisel çıkar ve garazdan uzak ve her yönüyle Allah rızası için halis olan dostluk da sadakattir Sadakat; daha ziyâde kardeşinin Allah rızası için iyiliğini istemek ve ona hayır hak olmak, kardeşlik ve dostlukta hâlis ve samimi olmak anlamlarında kullanılır Herhangi bir doğruluk ve dürüstlüğe de sadakat denilir Zıddı hıyanettir Sıdkın (doğruluğun) zıddı ise kizb (yalan)dir…(Muhiddin Bağçeci)…
Dürüstlüğü ilke edinmek aynı zamanda İmani bir zorunluluktur…Zira hayat rehberimiz HzMuhammed (sav)…”Bizi aldatan bizden değildir”(Müslimİman bahsi)…İman ise kuru bir iddiadan ibaret değil,içi dolmayan bir söylem değildir…Allah(cc) Kur’an’i kerimde,İman ve imanın tabii sonucu olan ameli birlikte zikretmiştir…Mesela,bardağın içerindeki zehire inanmak yeterli değildir,aynı zamanda içmemek gerekir ki; O zehirin tehlikesinden korunmuş olalım…Bu bağlamda sadakat ihtiyari değil,mecburidirAyrıca Münafıkların özellikleri anlatılırken,aldatma ve yalan Münafıkların vasıflarının başında yer tutmaktadır… Güncel hayatta ise,uzun ve sağlıklı ilişkilerin doğruluk üzerine bina olunduğu ,yalan ve hiyanet üzerine kurulan ilişkilerin sonunun hüsranla bittiği bilinen bir gerçektir…Hal böyle olunca,evliliklerde “Sadakat” bir zarurettir…Zira,eşler hayatı beraber yaşayan,birbirlerine en yakın kişilerdir…Sadakat üzerine bina edilmiş bir ailenin alacağı meyve mutluluktur…Tabi bunun ahiret te getirisi ise, Dünyada elde edilen mutluluk ile kıyas edilemeyecek kadardır…
Dürüstlük insanda bir ahlâk melekesi haline geldiğinde,elbette ki tüm diyalog ve ilişkiler bu ilke üzerine bina edilecektir…Peygamberimizin sadakatine düşmanlarının bile şehadet ettiği unutulmamalıdır…İnananlar için yegane örnek olduğundan,sadece O’nun izini takip etmek de yine Mü’minlerin görevidir…Hayat arkadaşımız,kulluk yürüyüşümüzde en yakınımızda duran eşimiz dahi bizden emin olamazsa?
Ailenin temeli atılırken,yani daha kız istenmeye başlandığında taraflar bir birlerine karşı sadık olmalıdırlar…İlla istediğini elde edebilmek için,olmayan vaatlerde bulunmamak ve var olan eksileri özellikle saklamamak gerekir…Yapamayacağımız vaatlerde bulunulmamalıdır…Allah (cc) Şöyle buyurmuştur” Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında bir gazab (konusu olması) bakımından büyüdü (büyük bir suç teşkil etti) (Saf Suresi, 2-3)Daha sonraki süreçte de mutlaka doğruluk esas alınmalıdır…
Sadakatın zıddı ihanettir…İhanet ise kişilksizliğin,kimliksizliğin neticesidir…Ve bu sıfat Müslüman bir eşe asla yakışmamaktadır…Aldatmanın mazereti olmaz bu aldatma ister söz ile,isterse fiil ile olsun fark etmez…Aslında aldatan insan karşıdakini değil önce kendisini aldatmış olur…Zira kişi önce kendisine dürüst olmalıdır…Kendilerine karşı dürüst olmayanların,karşı tarafı aldatmaları kaçınılmazdırSadakat, hayatın her yönü için elzemdirMesela,kadın bir yere gitmek için izin alırken bile sadık olmalı, ya da her hangi bir şey için para alacaksa,harcayacağı yer için eşini aldatmamalı…Ya da erkek, aynı şekilde hayatı ilgilendiren her hangi bir şey de,ailesine, eşine doğruluk ilkesine göre hareket etmelidirBöyle olunca ancak güven te’sis edilir, Velev ki hayata dair bir zorluk dahi olsa, sonuç olarak ta mutlu,huzurlu bir beraberlik yakalanmış olur Mutluluğun sağlanmasında en önemli unsur eşlerin birbirlerine sadakatlarıdır Bırakın eşlerden birinin diğerini aldatması, birinin kalbinde “acaba beni aldatır mı” şüphesinin bulunması bile yuvada huzursuzluğun çıkmasının sebebidir İşte bizim değerlerimiz, eşler arasında koymuş olduğu güzel ölçüler manzumesi ile bu duygunun bile yaşanmasını önlemiştir Yuva bu sebeple huzurlu ve mutludur Bunlar bilir ve inanırlar ki Allah’ın bir ismi de “Es Sadık”tır(Nevzat Laleli)
Bunun içindir ki,aldatmayı Kur;ân yasaklamış ve Sevgili Peygamberimiz de münafıklığın alâmeti olarak saymıştır… Çünkü aldatma olgunsuzluk, onursuzluk, sebatsızlık, vefasızlık kısacası Allah;ın verdiğine razı olmayış, küfran-ı nimette bulunuştur Müslüman hem eşiyle hem de diğer insanlar hatta canlı ve eşya ile ilişkilerini sadakat ahlâkı üzere, doğruluk, dürüstlük ve açıklık ilkesine göre düzenlemelidir Eşler hem evdeki görevleri açısından, hem de iffetlerini korumaları açısından birbirlerine karşı sâdık olmalıdırlar Eşinin durumundan memnun olmayıp sadakatsizlik göstermek, başka insanların güzelliğinden yararlanma açgözlülüğünden, başkasındakileri merak etmekten, para veya menfaatten, aldatılmaktan yahut kandırılmaktan kaynaklanabilir ki bunların hepsi sonuçta bir aldanışı ve aldatışı ifade eder
Kadın, ailesine sadakat göstermeyen erkekten intikam almaya kalkışmamalıdır Zira, nihai planda herkes kendi karakteri ve kişiliğinin gereğince hareket ettiğine göre, herkesin fiili kendisini bağlayacaktır ve herkes kendi hesabını verecektir…(ProfDrİbrahim Emiroğlu)…
İslâm,koyduğu eşsiz değerlerle mutsuzluğun önünü kapatmış,Dünyada bile eşi olmayan huzur ve mutluluğun yaşanmasını sağlamıştır…Diğer”İzm”lerin insana ve dolayısıyla aileye huzur verebilmesi ise mümkün değildir…Çağdaş söylemler ise, içi boş olan kof sözlerden ibarettir…Vesselam

Sabiha Ateş Alpat


Reklam



Bir önceki yazımız olan Para ile ilgili kompozisyon başlıklı makalemizi de okumanızı tavsiye ederiz.




Reklam


Bu yazı için 28 yorum yapılmış.

  1. buket diyor ki:

    anlatımlı şekide yazın

  2. buket diyor ki:

    anlatımlı yazın

  3. selen diyor ki:

    Dürüstlük aslında biraz zorlandığımız şeylerden biridr. Dürüst İnsanlar çk sevilirlr bundn dolayı da çevreleri çk geniştirlr.

  4. maria diyor ki:

    boyle güzel olmamiş ayri ayri olsaydi daha iyi olirdi

  5. bedirhan çelik diyor ki:

    çok güzel bir kompozisyon

  6. aslı kırteke diyor ki:

    harika yorumlanmış bir kompozisyon

  7. bersel su diyor ki:

    dürüstlük ve doğruluk her zaman güzeldir ama siz buraya saçma sapan yorumlar yapıyorsunuz

  8. bersel su diyor ki:

    kötü söz sahibinindir

  9. elize şendur diyor ki:

    Beğendiğim bir filmde, beğendiğim bir aktör, beğendiğim bir üslupla ;’’ Özgür irade kelebek kanatları gibidir. Bir kere dokundun mu bir daha uçamaz.’’ Diyordu. Hatırladınız mı bilmiyorum, belki hatırlayanlarınız vardır. Elbette ki hatırlamak zorunda değilsiniz. Müsaadenizle ben bu cümlede biraz değişiklik yapmak istiyorum. Gerçi yine aynı kapıya çıkacak ama benim cümlem şu;’’ Dürüstlük kelebek kanatları gibidir. Bir kere dokundun mu bir daha uçamaz.’’

    Bu yazımda okuyucunun dürüstlük duygusunu sorgulayacak kadar küstahlaşmayacağım merak buyurmayın efendim. Yalnızca dürüstlükten bahsedeceğim biraz. Hani hep beraber rafa kaldırdığımız dürüstlük olgusundan. Yazı şimdiden sıkıcı hale geldi öyle değil mi? Yazanlara bir diyeceğim yok ama benim aşktan daha mühim sorunlarım var. Ne kadar şaşırtıcı değil mi? İnsanın aşktan meşkten daha önemli ne sorunu olabilir ki? Bu soruya şöyle cevap verebilirim; adam akıllı aşk yaşamak için belki de en çok ihtiyaç duyulan şey dürüstlüktür. Aşk için gerekli olan şeyler listesini çıkacak değilim elbette. Ama en kısa tabirle aşk yaşamak için bile birçok şeye ihtiyacı vardır insanın ve dürüst olmak bunlardan yalnızca birisidir. Ama şimdi konumuz aşk değil.

    Genellemelerin genellikle yanlış olduğuna inanan (bkz paradoks) birisi olarak bir geneleme yapmak istiyorum; toplumumuz maalesef dürüstlük olgusunu tedavülden kaldırdı. Artık çocuklarımıza yalan söyleme yavrum diye nasihatte bulunmuyoruz. Evladım tutarlı bir yalan söyle diye nasihatte bulunuyoruz. Artık çocuğumuza hırsızlık yapma diye nasihatte bulunmuyoruz. Evladım hırsızlık yaparken ya yakalanma ya da küçük şeyler çalma, çalmışken en büyüğünü götür diye nasihatte bulunuyoruz. Artık çocuklarımıza mazlumu gözet evladım diye nasihatte bulunmuyoruz. Evladım önüne kim geçerse ez, senden güçsüz olana bas geç, ne de olsa düşenin dostu olmaz diye nasihat ediyoruz. Çünkü artık dürüst olmak moda değil. O geçmiş yüzyılların modasıydı çünkü. Artık ne kadar çalarsak, ne kadar yalan söylersek, ne kadar dolandırırsak o kadar kar. Küresel dünya bebeğim, serbest ekonomi, kurtlar sofrasına hoş geldin.

    Hiç kimse günün birinde öleceğini düşünmüyor ne de olsa. Ne yaşasak kardır. Hem yakında bilim adamları ölüme de çareyi bulacaklar. Bu Azrail avanta alıyor muydu neydi? Toprağın altında bizi nelerin beklediğini umursamıyoruz. Arkamızdan kimlerin iyi bilirdik diyeceğimi. Belki de bu ölüm mevzu o kadar da korkutucu değil yaşarken ya da ilgimiz pek çekmiyor. Ne de olsa bazılarımız inanmıyor canım. İnanmadığımız yoktur ya zaten?!

    Peki, nasıl bu hale geldik? Aslımızı ve de neslimizi bilmeyenimiz yok elbette. O noktaya nasıl gelindi? Ne oldu yani? Kötü bir büyücünün büyüsüne mi maruz kaldık? Bazılarınızı duyar gibiyim. Ne yapalım canım? Hayat böyle, yaşamın kuralları değişmiş. Bizler kirletmedik dünyayı, biz doğduğumuzda zaten kirliydi. Senin kirli dediğin hayattır bizim temiz bildiğimiz. Yani bizim bir kabahatimiz yok. Lütfen pedere müracaat. Ne kolay değil mi başkalarına suçu yüklemek. İnsan bir anda hafifleyiveriyor. Haklı olmaktan daha huzur verici bir şey mi var Allah aşkına? Elbette ki yok. Ama gerçekten de vicdanlar rahat mı? Müziğin sesi neden bu kadar fazla açılıyor, içimizdeki boşluk neden her defasında daha da büyüyor, neden içimizdeki sesleri susturamıyoruz?

    Ben şunu iyi biliyorum ki hiçbir insan annesinden katil, hırsız, dolandırıcı, sahtekâr ya da başka bir şey olarak doğmaz. Her doğan insan bir nur huzmesi olarak gelir dünyaya. Çevre koşulları da insanın gelişiminde çok büyük bir paya sahiptir. Kötü yaşam koşullarına da sahip olabilirsiniz, iyi yaşam koşullarında da. Ama ben şuna eminim ki neye sahip olursa olsun insan her zaman doğrunun ve yanlışın ne olduğunu bilir. Doğru ve yanlışı ayırt edemeyenlerse genellikle akıl sağlığı yerinde olmayanlardır. Bana inanmıyorsanız tüm suç işleyenleri inceleyin ve yaptığının doğru ya da yanlış olup olmadığını sorun. Kendilerine göre muhakkak nedenleri vardır. Ama tüm suçlular yaptıklarının yanlış olduğunun farkındadırlar. (kemerlerinizi sıkı bağlayın çarpmak üzereyiz.) Bu ne demek oluyor peki? Bu şu anlama geliyor; her insan yanlış yapmadan önce dünyanın en uzun birkaç saniyesine sahiptir. Tüm dünyadan soyutlandığınız o birkaç saniye vicdanınız, egolarınız ve ruhunuz baş başa kalırlar. Ortada bir silah vardır ve kimin galip geleceğine o ortadaki bir silahın içindeki bir kurşun karar verir. Hepimiz o anı yaşadık. Çünkü hepimiz insanız ve hepimiz hatalar yaptık. Artık hata yapmayan insan bence nabzını kontrol etmeli. Çünkü ölmüş olabilir.

    Tüm bunların dürüstlükle ne alakası var derseniz, yazımın ilk paragrafını gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Bence dürüstlük konulara ayrılmıştır. Kimi insan kendisine karşı dürüst değildir (ki en tehlikelisi budur), kimi insan ailesine karşı dürüst değildir, kimi insan eşine karşı dürüst değildir, kimi insan işine karşı dürüst değildir ve bu liste uzar gider. Hangi konuda dürüst olup hangi konuda dürüst olmadığınıza ise siz karar verisiniz. İşte bu konularda ilk başa dönmek gerekir. İlk dürüstsüzlüğü nerede yaptınız? Bu karlı bir dağın tepesinden küçük bir kar tanesinin hareketlenmesine benzer. Küçük kar tanesi dağın eğimine göre yuvarlandıkça büyür ve bir çığ halini alır. Bu çığdan hem birey olarak hem de toplum olarak sakınmamız gerektiğiniz düşünüyorum ben. Bu öyle bir çığ olur ki kaçacak hiçbir şey kalmaz düştüğünde artık. Kelebeğin kanatlarına dokunulmuştur ve kelebek bir daha uçamaz hale gelmiştir.

    Elbette ki iş işten geçmiş değildir. İnsanoğluna armağan edilen en büyük armağan yeniden ve yeniden başlayabilmesidir. Bırakalı geçmiş geçmişte kalsın. Yeni bir kelebek çıkaralım kozasından ve kanatlarına dokunmayacağımıza dair söz verelim kendimize. Bunu yapmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum. Çünkü ben yaptım. Yapmadığımı yazmıyorum zaten öykü yada şiir yazmıyorsam eğer. Kendinize ve vicdanınıza ( ve de ruhunuza) bir şans daha vermenin zamanı gelmedi mi sizce? Yoksa memnun musunuz çöplüğünüzden

  10. elize şendur diyor ki:

    güzel mi arkadaşlar

  11. kübra düven diyor ki:

    kötü olmuş. ama DOĞRULUK VE DÜRÜSTLÜK ÖNEMLİDİR.

  12. gıcıklar diyor ki:

    güzel ama anlam kısa

  13. deniz urak diyor ki:

    guzel olmamıs yaaa

  14. şeyma demirtaş diyor ki:

    doğruluk ve dürüstlük çk önmli arkadaşlar

  15. gayenurcan diyor ki:

    ya kısa yazabilirmisiniz çok uzun çokkk

  16. elmander diyor ki:

    çok güzel :D :D :D:D::D:D:D:D (L)

  17. esma nur yasak diyor ki:

    çok işime yaradı

  18. duygu ataş diyor ki:

    ayyy çok saoL ya :D
    sayende 100 aLdım <3

  19. Lale MURAT diyor ki:

    insan biraz kısa yazar ama insann dedik tabi

  20. kasım diyor ki:

    Eğitimlerin gayesi, insanları doğru kılmaktır.Doğruluk bir iç adaletidir. Doğru olmak, bencillik kuruntularından sıyrılma, gerçek huzur yolunu bulmaktır .

    Toplumda, iyi insanlar kadar kötü insanların da bulunması doğaldır. İnsan en günahsız olduğu durumlarda bile, bazı kötü kişiler tarafından haksızlığa uğratılabilir.
    Hatta, hayat yolunda bu kötülere iyilerden daha fazla rastlanır Birtakım hesapsızlıklar, tedbirsizlikler, şanssızlıklar peş peşe gelebilir.İç aydınlığına kavuşmuş, eğitim görmüş bir insan bunların tuzağına düşmez. Hayat bunu gerektiriyor diye, yalana dolana, hileye sapmaz; geçici olarak yükselmiş kötü insanlara özenmez Bilir ki, uygar bir insan olmak, en kötü ortamda bile doğruluk, dürüstlük ve faziletten şaşmamak demektir .

    Toplumların yükselmesi, böyle insanların çoğalmasına bağlıdır. Yalan, ilk bakışta ne kadar göz boyarsa boyasın; ne kadar kazanç sağlarsa sağlasın; sonunda iflas etmeye mahkûmdur. Kazanan, daima kazanan, bütün karanlıkları aydınlığa boğan doğruluktur

  21. kasım diyor ki:

    Sevgi Hakkında Kompozisyon

    Söylemesi bile zor geliyor insana baktığın zaman aynada görebileceğin başka bir yüzhayatı anlatan resimlerdeki belki en solgun çizgilerbir denize bakarken,sonsuzluğu ve maviliği içinde hissettin mi hiç ya da bir gece karanlıkta yıldızları sayacak kadar çok sevdin mi?yalnızlıktan korktun mu, sevgisizliğinden korktuğun kadar?siyah bir sevgiyi sevdin mi hiç?yaşamayı bırak,söylemesi bile zor geliyor insana bazenama hissetmesi hepsinden zor bence’sevgi’ye dair çok şey yazdım ama neden hepsi mutsuzlukla bitti?

    Yazdıklarımı okuyormusun?okuman içinde sevmen gerekmiyorpaylaşmak istiyosan, sevmek zorundamısın mutlaka?dünya dönüyor ama bir gün duracakduracağını bilebile yaşıyosun ama değil mi? O zaman sevgi görmeden de verebilrsin sevgini…karşılık beklemeden ,düşünmeden,vazgeçmeden…sevdin mi gerçekten hiç?

    Sevmeyi seviyorsan,sevilmeyi düşünme! Neden romanı bitirdiğim zaman son sayfadaki en sevdiğim karakter ölüyor benim onu sevdiğimden habersiz*aramızdaki yıkık köprüleri sevgimi birleştirecek?bilmiyorum…

    Gözlerimi ilk açtığımda bu’’gerçek tiyatro’’da bütün roller çoktan paylaşılmıştıbana bakan iki göz ‘’sevgiyle oyna ‘’diyordu sonrayıllar geçti aradan ve biz hala o tiyatro da oynuyoruzVe oynayacağızniçin sevmemiz gerektiğini bile bilmeden!!!sevmekten korkuyoruz biz Haklımıyız acaba?onuda bilmiyoruz tıpkı bağlanmaktan ve unutmaktan korktuğumuz gibi

    Sonra;bana bakan iki gözün son sözü şu oluyor;’’sevgini vermek için bir güle,yarını bekleme,bugün ver’’o da korkuyordu geç kalmaktan galiba Uyandığımda ‘’RÜYA’’gördüğüme inanmamıştım Geç mi kalmıştım acaba?ne dersin yoksa

    SEVMENİNDE VAKTİ YOK MU ÖLÜM GİBİ

    Alıntıdır

    ——————————————————————————————————————————————————

    Sevgi yasatan bir iksirdir; insan sevgiyle yasar
    sevgiyle mutlu olur ve sevgiyle çevresini mutlu eder Insanlik sözlügünde sevgi bizim canimizdir; biz birbirimizi onunla hisseder, onunla duyariz
    Allah, insanlari birbirine baglama konusunda sevgiden daha güçlü bir irtibat unsuru, bir zincir yaratmamistir Aslinda dünya, köhne bir harabeden ibarettir, onu taptaze ve canli kilan sevgidir Cinlerin, insanlarin sultanlari; arilarin, karincalarin, termitlerin bile kraliçeleri, bu sultan ve kraliçelerin de tahtlari vardir Krallar, kraliçeler belli yol ve belli usullerle seçilir ve gelir tahtlarina otururlar Kimsenin intihâbina ihtiyaç duymadan gelip gönüllerimize taht kuran bir sultan varsa o da sevgidir Dil-dudak, göz-kulak onun bayragini çektikleri ölçüde birer kiymet ifade ederler; sevgi ise kendinden kiymetlidir Sevginin otagi sayilan gönül onun sayesinde kiymetler üstü kiymete ulasmistir Sevgi sancaginin gidip önünde dalgalandigi kaleler, kan dökülmeden fethedilmislerdir Sevgi askerlerinin ulasabildigi yerlerdeki sultanlar, muhabbet çerisinin siradan birer neferi haline gelmislerdir

    Biz, gözlerimizde sevginin zaferleri, kulaklarimizda onun davulunun, kösünün sesi bir atmosferde yetistik Gönüllerimiz hep onun bayraginin dalgalanma heyecaniyla atti Sevgiyle o kadar içli-disli olduk ki, neticede hayatimizi bütün bütün ona baglayip ruhumuzu da ona adadik Artik biz yasarsak sevgiyle yasar, ölürsek sevgiyle ölürüz Her nefeste, bütün benligimizde onu duyar; sogukta onunla isinir, sicakta da onunla serinleriz Bizim harb u darbimizde güm güm sevgi davulunun sesi duyulur; sulh u sükunumuz da yine sevgi mehteriyle sölenlesir
    Binbir fenaligin kol gezdigi su fevkâlade kirlenmis dünyada, her zaman temiz kalabilmis bir sey varsa o sevgi, onca sararip solan gülendam seylerin yaninda hiç renk atmadan güzellik ve cazibesini koruyabilmis bir dilber varsa o da yine sevgidir Dünyada hiçbir millet ve hiçbir toplumda ondan daha gerçek, daha kalici bir sey yoktur
    Varlik bilinip görülme fitilinin, sevgi çeragindan tutusturulmasi sonucu meydana gelmistir Eger Hakk’in yaratma sevgisi olmasaydi, ne aylar, ne günesler ne de yildizlar meydana gelirdi Kâinatlar birer sevgi siiri, yerküre de bu siirin kâfiyesidir Tabiat kitabi ve eko sistemde her zaman sevginin gür soluklari duyulur Insanî münasebetlerde de hep onun bayragi dalgalanir durur
    Insanin insanlari sevip çevresine alâka duymasi, hattâ bütün varligi sefkatle kucaklayabilmesi, biraz da kendini bulup bilmesine, kendi mahiyetini kesfedip Yaraticisiyla olan münasebetini duymasina baglidir O, kendi derinliklerini, kendi özündeki cevherleri duyup hissedebildigi ölçüde, ayni hususlarin baskalarinda da bulundugunu düsünür, hem Yaradana nisbetin hatirina hem de mahiyetindeki cevherlere karsi kadirsinas davranma hissiyle her varligi daha bir farkli görür daha bir farkli duyar ve daha bir farkli degerlendirir
    Bu inceligi sezebilen bir ruh, özü askla yogurulmus Mevlânâ gibi: “Gel, gel aramiza katil; biz Hakk’a gönül vermis ask insanlariyiz! Gel gel bize katil da sevgi kapisindan içeriye giriver, giriver ve evimizde bizimle beraber otur Gel birbirimizle içten konusalim (gönüllerimizle sarmas-dolas olalim da) kulaklardan, gözlerden gizli konusalim Güller gibi dudaksiz ve sessiz gülüselim Tipki düsünce gibi dudaksiz-dilsiz görüselim Mademki hepimiz biriz, birbirimize dilsiz-dudaksiz gönülden seslenelim Mademki ellerimiz kenetli, gel bu halden bahisler açalim; El-ayak, gönül hareketlerini daha iyi anlar, öyle ise gel dilimizi tutalim, titreyen gönüllerimizle konusalim” der ve gönül dilinden bize destanlar sunar

    Dünyamizin, cennet haline gelmesinin ve cennet kapilarinin ardina kadar açilmasinin, açilip bize “buyurun” edilmesinin önemli bir vesilesi sayilan aramizdaki birligi bozmak da neden! Birlik ve beraberlik, Allah’in muvaffak kilmasinin bir yolu ise, bu ihtilaf ve iftirakin mânâsi da ne!? Ne zaman, bizi birbirimizden uzaklastiran duygulari, düsünceleri, ruhumuzdan söküp atacak ve birbirimizi kucaklamak için yollara dökülecegiz!

  22. kasım diyor ki:

    bukadar beenden

  23. tarhan diyor ki:

    adamsın kasım
    sağoooooooooooooool vaaaaaaaaaaaaaaaaaaaroooooooolll

  24. simay taşdemir diyor ki:

    ya gayet iyi bir edebiyat yazarı olarak konuşuyorum.çok iyi olmuş ama fikir ayrılıkları olabilir.kişiden kişiye bunun yormları değişeilir.ama bazı cümlelerin ve paragrafların alıntı sanırm canım..

  25. su karakaya diyor ki:

    çok uzun biraz kısa yazın

  26. Hkan Sönmez diyor ki:

    ÇOK GÜZEL OLMUS

  27. Dogrulkk diyor ki:

    ğitimlerin gayesi, insanları doğru kılmaktır.Doğruluk bir iç adaletidir. Doğru olmak, bencillik kuruntularından sıyrılma, gerçek huzur yolunu bulmaktır .

    Toplumda, iyi insanlar kadar kötü insanların da bulunması doğaldır. İnsan en günahsız olduğu durumlarda bile, bazı kötü kişiler tarafından haksızlığa uğratılabilir.
    Hatta, hayat yolunda bu kötülere iyilerden daha fazla rastlanır Birtakım hesapsızlıklar, tedbirsizlikler, şanssızlıklar peş peşe gelebilir.İç aydınlığına kavuşmuş, eğitim görmüş bir insan bunların tuzağına düşmez. Hayat bunu gerektiriyor diye, yalana dolana, hileye sapmaz; geçici olarak yükselmiş kötü insanlara özenmez Bilir ki, uygar bir insan olmak, en kötü ortamda bile doğruluk, dürüstlük ve faziletten şaşmamak demektir .

    Toplumların yükselmesi, böyle insanların çoğalmasına bağlıdır. Yalan, ilk bakışta ne kadar göz boyarsa boyasın; ne kadar kazanç sağlarsa sağlasın; sonunda iflas etmeye mahkûmdur. Kazanan, daima kazanan, bütün karanlıkları aydınlığa boğan doğruluktur”

  28. Dogrulkk diyor ki:

    Eğitimlerin gayesi, insanları doğru kılmaktır.Doğruluk bir iç adaletidir. Doğru olmak, bencillik kuruntularından sıyrılma, gerçek huzur yolunu bulmaktır .

    Toplumda, iyi insanlar kadar kötü insanların da bulunması doğaldır. İnsan en günahsız olduğu durumlarda bile, bazı kötü kişiler tarafından haksızlığa uğratılabilir.
    Hatta, hayat yolunda bu kötülere iyilerden daha fazla rastlanır Birtakım hesapsızlıklar, tedbirsizlikler, şanssızlıklar peş peşe gelebilir.İç aydınlığına kavuşmuş, eğitim görmüş bir insan bunların tuzağına düşmez. Hayat bunu gerektiriyor diye, yalana dolana, hileye sapmaz; geçici olarak yükselmiş kötü insanlara özenmez Bilir ki, uygar bir insan olmak, en kötü ortamda bile doğruluk, dürüstlük ve faziletten şaşmamak demektir .

    Toplumların yükselmesi, böyle insanların çoğalmasına bağlıdır. Yalan, ilk bakışta ne kadar göz boyarsa boyasın; ne kadar kazanç sağlarsa sağlasın; sonunda iflas etmeye mahkûmdur. Kazanan, daima kazanan, bütün karanlıkları aydınlığa boğan doğruluktur”

Yorum Yapabilirsiniz

Arama